TURK BIRLIGI

TURK DUNYASININ PAYLAŞIM SAYFASI
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» ÂDEM VE HAVVA
Cuma Eyl. 11, 2009 3:24 am tarafından dedekorkut1

» MUHSİN YAZICIOĞLU NE DEDİ?
Çarş. Ağus. 05, 2009 1:24 am tarafından dedekorkut1

» ÜLKÜ KERVANI ve MUHSİN YAZICIOĞLU
Cuma Tem. 31, 2009 12:47 am tarafından dedekorkut1

» MUHSİN BAŞKANIN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
Salı Tem. 28, 2009 3:02 am tarafından dedekorkut1

» ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
Çarş. Şub. 18, 2009 11:48 pm tarafından dedekorkut1

» selamünaleyküm
Çarş. Şub. 11, 2009 2:14 pm tarafından tralikeskin

» KADIZADE RUMİ
Perş. Ara. 25, 2008 2:52 am tarafından dedekorkut1

» Turancılık
C.tesi Kas. 29, 2008 7:50 pm tarafından Admin

» Mehmet Emin Yurdakul
C.tesi Kas. 29, 2008 7:44 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
TURK BİRLİĞİ

Paylaş | 
 

 BAŞKANLIK SİSTEMİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
dedekorkut1



Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 06/07/08

MesajKonu: BAŞKANLIK SİSTEMİ   Perş. Ağus. 14, 2008 11:45 pm

BAŞKANLIK SİSTEMİ
ALPEREN GÜRBÜZER


Osmanlıyı örnek alarak başkanlık sistemini 1787 tarihinde itibaren uygulayan ABD süpergüç olmanın keyfini yaşıyor. Başkanlık sisteminin getirdiği kolaylıklar bu ülkeye istikrar getirmiştir. Cumhuriyeti kurarken ilhamımızı Fransa’dan almamıza rağmen, Fransızların başkanlık modelini tam uygulamasa da yarı başkanlık sistemini hayata geçirmiş modelini görmezlikten geliyoruz. Fransa 1956’dan itibaren pürüzsüz bir şekilde yarı başkanlık sisteminin nimetlerinden faydalanıyor habire.
Tarihi geleneğimizde uygunluk arzeden Başkanlık modeli istikrar açısından Türkiye için zaruridir. Sistemden kaynaklanan tıkanıklığa son vermek arzusunda isek, katılımcı demokrasiyi, dar bölgeli iki kademeli seçim sistemini, ekonomik katılımı ve âdem-i merkeziyetçi (yerinden uygulamalar) anlayışını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bütün bu unsurların koordineli bir şekilde yürütülmesi içinde Başkanlık sistemi elzem gibi gözüküyor.
Oligarşik parti yapılanmaları, sivil toplum örgütlerinin işlerlik kazanmaması siyasi tıkanıklığa yol açmaktadır. Militarist yapılanmalar siyasi partilerin iç bünyelerinde denetimi sıfıra indirerek sert politik sistemi doğurmuştur. Milletvekili hür iradesini ortaya koyamayarak liderinin iki dudağı arasında çıkan her cümleye amade olmak mecburiyeti hissediyor ve konumunu liderine borçlu hissediği için sözünden dışarı çıkamamaktadır.
Anayasa değişikliğine gidilirken ülkemize soluk aldıracak tarzda toplum gerçekleriyle örtüşecek biçimde yapılmalı. Yeni Anayasamız sanayi toplumu, hatta bilgi toplumunun içinde bulunacağı şartları da göz önün de bulundurarak hazırlanmalı. Aynı zamanda geleneksel yapılarımızla da barışık kılacak ve milletin vicdanı olacak anayasa şart.
Sıkı parti disiplinli anlayışlardan dolayı iktidarlar Meclisi emrine amade biçiminde kullanabiliyorlar. Hükümeti sorgulamak mekanizmaları işlemediği zamanda denetim gerçekleşemiyor. Verilen gensoruların yüzde doksan dokuzu reddedilmiştir bugüne dek. Meclis soruşturmaları meclis araştırmaları ve genel görüşmelerde çıkan tablodan şu netice ortaya çıkıyor; Meclisin denetleme görevini yapamadığı gerçeği.
Parlamento çoğunluğunu parçalara ayırmak nisbi temsil sisteminin adıdır. Oysa mevcut yapılanma dikta heveslilerine cesaret vermekte ve meclisi fonksiyonsuz kılmaktadır. O’nun için dar bölgeli iki turlu seçim sistemi kanunu bir an evvel çıkartılmalıdır. Demokratik parlamenter anlayışımıza renk katacak güçlü yürütme yapılanmasına da gidilmeli. Demokrasinin sık sık kesintiye uğramasının sebeplerinden biride anında karar verebilecek elastiki yürütme modelimizin olmamasıdır. Yani demokrasiyi seçilmişlerden ibaret sanmak yürütmenin önünde en büyük handikabımız.
Osmanlı altı yüzyıl Başkanlık sistemini uygulayarak uzun seneler ayakta kalabilmiştir. Bugünkü siyasi geleneğimizede başkanlık modelini monte etmekte fayda var. Cumhuriyet döneminde siyasi geleneğimizin en büyük eksikliği Başkanlık sisteminin olmamasıdır. Fransa’yı her şeyde örnek almışız, ama her nedense Başkanlığı düşünmemişiz. Zira Başkan hem yetki sahibi hem de sorumlu merciidir. Tarihte birçok devlet kurmuşuz, hemen hepsi parlemantarizme dayanmaz, fakat başkanlık modeli esas alınmıştır. Nitekim farklı kimliklere sahip ülkelerde en iyi modeldir başkanlık sistemi.
Tek etnitisiye sahip ülkelere has bir uygulamadır parlamentarizim. Halka dayanan ve halkın oyu ile yetki ve sorumluluğu üstlenen başkanı ister istemez meclisi de denetleyebilecektir. Seçilmişlerimiz gücünü milletten almayıp parti başkanından alması parlemontuyu pasifleştirmektedir. Parlementerler ekonomiyi kontrol etmek ve kanun yapmak gibi iki ana görevleri yapması gerekirken, bu işleri iktidarlar yürütmekte. Böyle olunca da yetkisiz TBMM ortaya çıkmakta. Oysa başkanlık modelinde yetki iktidara değil parlamentoya verilecektir. Bu modele geçtiğimizde parlemontonun itibarının artmasının yanısıra çok partili hayat normal seviyesine inebilecektir. Her zaman istikrardan söz ederiz ama, istikrarı sağlayacak başkanlık sistemine geçit vermeyiz bir türlü. Bütçe çalışmalarının hükümetin parlemontodan bağımsız yürütmesi, kanun tasarılarının parlemontodan değilde hükümet üyelerince hazırlanması gerçekten düşündürücüdür. İki başlı yönetim anlayışlar da israr ettikçe istikrasızlığın bataklığına saplanmaktayız. Dar bölge sistemi ile iki türlü seçim modelinde partilerin birbirine muhtaçlığı sözkonusu olacağından partiler arası kavgalar yumuşayacaktır. Çünkü bu sistemde diğer partilerin taraftarlarının oylarına ihtiyaç vardır. Başkan parlemontoya gelen insanları en uygun insanları görevlendirerek bildiği proğramı devreye sokarak istikrar ortamı hazırlamış olacaktır.
Kuvvetler ayrılığı prensibinin başkanlık modelinde daha işi işleme şansı vardır. Başkan herkesin başkanı addedileceğinden yasama yürütmeye, yürütmede yasamaya müdahale edemeyecektir bu sistemde. Milli Şef döneminde yürütme yasamaya el attığı için kuvvetler ayrılığı prensibi büyük yara almıştır. Üstelik 1982 Anayasasında ise tam tersi durumla karşı karşıya kaldık, yasama yürütmenin önünü tıkayacak maddeler konularak işler daha da karmaşık hal almıştır. Atanmışların seçilmişlerin önünde olması bu durumu teyid ediyor zaten.
Başkanlık modeli gerçekleştiğinde millet devlet ikiliği de ortadan kalkacak, gerçek manada bütünleşme ve kaynaşma meydana gelecektir elbet. Zaten halkın devlete bakışı devlet baba formülüdür. O halde devlet baba geleneğini başkanlık modeline dönüştürmek zor olmasa gerektir. Hatta bugün kanayan yaramız olan Güneydoğu meselesinde bu sistemle çözüleceğine inanıyoruz.
Güney Amerika ülkelerinin şartlarına bakıp da başkalık sisteminden vazgeçmek büyük bir hata olur. Eski sömürge ülkelerinin(Arjantin-Latin Amerika ülkeleri) bizimle ortak yanımız olmadığı için başkanlık sisteminden vazgeçmemimizi gerektirmez. Çünkü tarihi geleneğimiz doğruluyor bu konuda bizi.
Velhasıl; Dinimizde yerini bulan; iki kişi bir arada olsa bile birinizi başkan seçiniz sözü boşuna söylenmiş değil ki.
Vesselam.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
BAŞKANLIK SİSTEMİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TURK BIRLIGI :: SERBEST :: TARTIŞMA ALANI-
Buraya geçin: