TURK BIRLIGI

TURK DUNYASININ PAYLAŞIM SAYFASI
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» ÂDEM VE HAVVA
Cuma Eyl. 11, 2009 3:24 am tarafından dedekorkut1

» MUHSİN YAZICIOĞLU NE DEDİ?
Çarş. Ağus. 05, 2009 1:24 am tarafından dedekorkut1

» ÜLKÜ KERVANI ve MUHSİN YAZICIOĞLU
Cuma Tem. 31, 2009 12:47 am tarafından dedekorkut1

» MUHSİN BAŞKANIN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
Salı Tem. 28, 2009 3:02 am tarafından dedekorkut1

» ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
Çarş. Şub. 18, 2009 11:48 pm tarafından dedekorkut1

» selamünaleyküm
Çarş. Şub. 11, 2009 2:14 pm tarafından tralikeskin

» KADIZADE RUMİ
Perş. Ara. 25, 2008 2:52 am tarafından dedekorkut1

» Turancılık
C.tesi Kas. 29, 2008 7:50 pm tarafından Admin

» Mehmet Emin Yurdakul
C.tesi Kas. 29, 2008 7:44 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
TURK BİRLİĞİ

Paylaş | 
 

 MİLLET KAVRAMI VE ÜMMET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
dedekorkut1



Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 06/07/08

MesajKonu: MİLLET KAVRAMI VE ÜMMET   Perş. Ağus. 14, 2008 7:27 am

MİLLET KAVRAMI VE ÜMMET

ALPEREN GÜRBÜZER

Ana baba ve evlat bir arada ‘’aileyi’’, ailelerin biraraya gelmesiyle ‘’Oymaklar’’, oymakların birleşmesiyle ‘’kavimler’’, kavimlerin genişlemesiyle ‘’imparatorluklar’’, imparatorlukların dağılmasıyla da ‘’milletler’’ meydana gelir.
Arapça’da ‘’millet’’ kavramı ‘’melle” kökünden gelip, birçok manalar ihtiva etmektedir;
—İzlenilen yol,
—Sünnet,
—Şeriat,
—Tarikat,
—Esas,
—Din vs.
Birde “Ümmet” kavramı vardır ki, bu kavram Kur’an-ı Kerim’de birçok anlamlarda kullanılmıştır:
—Kavim anlamında,
—Topluluk,
—Sayılı yıllar,
—Hayvan türleri,
—Akrabalık bağları,
—Ortak paydada birleşen insanlar vs.
Bugün sosyolojik olarak kullanılan ‘’Millet’’ kavramı daha çok İslâm toplumunun objektif adı, ümmet ise subjektif adıdır. Arapça birçok manalar içeren ‘’millet’’ kavramı ile Kur’an’da değişik manalara gelen ‘’Ümmet’’ kavramı günümüz kriterlerinden çok farklı. Gelinen noktada Hıristiyanlığın hayattan ayrı düşünülmesi, bir Hiristiyan milletinden değil, ancak Hiristiyan cemaatinden söz edilebilir ancak. Çünkü Batı ‘’Sezar’ın hakkı Sezar’a, İsa’nın hakkı İsa’ya’’ beyanıyla dini devletten soyutlanmıştır. Bu tutum tabiî ki millet olmaya manidir. Oysa İslâmiyet hayatın bütün alanına hükmünü koyduğu gibi, devletle ilgisi olması bakımından dolayı millet olma vasfını da inkâr etmez. Fakat burada İslâm’a milli bir veche verdiğimiz anlamı çıkmasın. Baştan da belirttiğimiz gibi Millet kavramı sosyolojik manada kullanıldığı müddetçe, İslâm toplumunun dış görünüşü ile alakadar bir kavram özelliği kazanacak, iç muhtevasını da ancak ‘’ümmet’’ kavramı oluşturacaktır. Şurası unutulmamamlıdır ki; tarihe, dine ve birçok mukaddes değerlere kapalı olarak tarif edilen ‘’Millet’’ kavramı, İslâm toplumunun kabulü olamaz. İslâmiyet; toplumların ilişkileri açısından ‘’Millet’’ gerçeğini inkâr etmez, bilakis Allah’u Teâlâ; “Sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye şubeler ve kabilelere ayırdık’’ (El-Hucuret Suresi ayet 13) diye beyan buyuruyor.
Dinimiz Cihanşümul olup, bütün insanlığa şamil. Dolayısıyla bugünkü manada millet kavramını ancak toplum ilişkileri açısından bir unsur olarak değerlendirilebilir. Nitekim İbn-i Haldun; ‘’Kavim ve nesillerin başkalığı ve çeşitliliği onların geçinme ve şekil usullerinin birbirlerinden farklı olmasındandır’’ beyanıyla bu durumu teyit eder adeta. Hâsılı; İslâm toplumunun dış kabuğunu millet, iç kabuğunuda ümmet oluşturur. Millet, bir cemiyet birimi olup, aynı zamanda bağrında ‘’mensubiyet şuuru’’nu da taşır. Ümmetin ruhunu ise ‘’din birliği’’ kapsar. ‘’İnananlar kardeştir’’ düsturu, aynı zaman da ümmetin tarifidir. Yine bir başka meselede‘’siyasi ümmet’’ kavramıdır. Ki bu kavram tek dil, tek bayrak, tek coğrafya içerir ki bu bizim kabülümüz olamaz. Çünkü dinimiz; ‘’Renklerinizin ve dillerinizin birbirine uymaması Allah’ın ayetlerindendir (Er-Rum /12)’’ buyurarak milletlerin varlığını reddetmiyor. Her nedense farklı farklı cemaatlerin varlığı kabül edilirde iş millet olmaya geldiğinde neden kabül edilmez doğrusu anlamış değiliz. Üstelik İslâm’a engel teşkil eden bir durumun ortada olmamasına rağmen.
“El-Hucuret Suresi ayet 13’’ de belirtilen insanların kabileler halinde yaratılmasında ki hikmetler şunlardır:
—Nesebi korumak, akraba ikişkilerini ve sila-i rahimi güçlendirmek.
—Kabileler arası dayanışmayı ve tanışmayı sağlamak ve aralarında sevgi bağları oluşturmak.
-Toplumlar arası yarışta üstünlüğün maddi ilişkilerde değil, takva da olabileceği şuurunu kazandırmak.
-Bütün toplumların ortak atadan, yani aynı baba (Adem) ve aynı ana (Havva)’dan geldiğinin bilincinin verilmesi vs.dir
İslâm, görüldüğü gibi, kabileleri, kavramları ve daha ileri gelişmiş şekli olan millet kavramını dışlamaz, bilakis milletlerin İslâm’a hizmet yarışında, din şuuru (ümmet) içinde tanışmasını ve dayanışmasını öngörür. Elbette milli din tezine karşıyız. Çünkü İslâm, herhangi bir milletin kabuğuna girecek kadar dar bir din değildir. Dinimiz evrensel ve Cihanşümul’dur. O’na milli özellik vermeye kalkışmak hatadır. Milletlerin İslâm’a ihtiyacı var, İslâm’ın değil. Allah(C.C.) bu dini en güzel şekilde tamamladı ve kıyamete kadar koruyacak olan da yine O’dur.
Millet kavramı ile ümmet mefhumunu karşı karşıya getiren bir takım basiretsiz insanlar, millet ve ümmet kavramlarına değişik manalar vermişlerdir. Şöyle ki; ‘’İnananlar kardeştir’’ ilkesini, Müslümanların tek dil, tek bir devlet çatısı altında algılayıp, ‘’Siyasi Ümmetçiliğe’’ dönüştürdüler. Oysa bugün dünyada dört dörtlük İslâm devletinin varlığından söz edemeyiz ki; Siyasi İslâm birliğinden de bahsedilebilsin. Bizim İslâm birliğinden kastımız “siyasi ümmetçilik” olmamalı. Müslüman devletlerin kendi aralarında ekonomik, sosyal, kültürel vs. alanlarda işbirliğine gitmesi ve bu yolda birliktelikler kurması bizim tasvibimizdir. Hıristiyan ülkeler, nasıl ki milli yapılarını bozmadan ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliği içinde bloklar kuruyorlarsa, pekâlâ biz de, İslâm ülkeleri ile hemen hemen her alanda entegre olmaya ve örgütlenmeye gidebiliriz. İşte bizim İslâm birliğinden anladığımız budur.
Bizim ne Nasr’ın millet anlayışı, ne Mısır ve Arap milliyetçiliği, ne de Baas ırkçılığını esas alan ‘’millet’’ düşüncemiz var. Öte yandan bir kısım “İhvan-ı Müslimin” ve “Ezharliler” in savunduğu gibi de, siyasi ümmetçilik bizim kabülümüz değildir. Tüm Milletlerin ‘’İnananlar kardeştir’’ şuuru çerçevesinde İslâm’a hadim olmalı(hizmetkâr), hâkim(egemen-temsilci) olmamalı. İşte bizi; Nasır, Baascılardan ayıran İslam’a ‘’hadim’’ (hizmetkârlık) olma duygusudur. Millet asla, İslâmiyet’in yerine geçemez, geçmememeli de. Ancak O’na hizmet etmekle mükelleftir tüm ülkeler. Mensubiyet şuurunu inkâr eden bir kısım İhvan-ı Müslim ve Ezherliler gibi siyasi ümmetçiler millet gerçeğinden kaçmakla hata ediyorlar. Birliktelik, ancak ortak paydalarda buluşmakla mümkün, İslâm ülkeleriyle en bariz ortak paydamız ‘’din’’ birliğidir. Din olgusu, sınırların kalkmasını, bayrakların indirilmesini, dillerin iptalini, kültürünün kalkmasını gerektirmez. Bilakis bu farklılıkların İslâmi şuur içinde tüm müslüman halklarına zenginlik getireceği muhakkak.
Nizam-ı Âlem anlayışı, İslâm’ın ışığı çerçevesinde millet olmayı yeğler, dinin milli şuura engel olmadığını kabul eden bir görüşü savunur. Velhasıl; Mensubiyet duygusu bizi yerel ve milli bilincine, ümmet duygusu ise bizi din kardeşliği şuuruna götürür. Her ikisi de gerekli diyoruz. Nitekim bir aydınımızın soyunu inkâr eden soysuz, dinini inkâr eden dinsizdir sözü bilmem meseleyi izah etmeye yeter mi? Fakat bu cümleden hakaret anlamı çıkmasın, soyunu inkârla soysuzluk kimliğine rızalık, dini inkar etmekle ateist kimliğini kabullenmek olarak algılanmalı.
Vesselam.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
MİLLET KAVRAMI VE ÜMMET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ATATüRKE BiRGüN SORARLAR

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TURK BIRLIGI :: SERBEST :: GENEL KONULAR-
Buraya geçin: